Kitap hakkında
Hastane avlusunun bir köşesinde, yabani otlar ve dikenlerle sarılı küçük bir baraka yükselir. Paslı sac çatısı zamanla çökmüş, bacası yarı yarıya yıkılmış, merdiven basamakları çürüyüp otlara karışmış, sıvası dökülerek geriye yalnızca izlerini bırakmıştır. Ön cephesi hastaneye dönükken arka tarafı, sivri uçları gökyüzüne dönük çivilerle bezeli gri bir duvarla sınırlanan boş tarlaya bakar. Bu baraka, bu duvar, bu çiviler – hepsi, insana yalnızca hastanelerin ve hapishanelerin taşıdığı o kasvetli, umutsuz havayı solutur. Çehov’un fırçasından çıkan bu mekan, sessizce anlatır insanın içine işleyen yalnızlığı.