Kitap hakkında
Bir zamanlar altın sarısı parlayan saçları artık simsiyahtı. Ona sormak geçti içimden: "Mutsuz musun ki saçlarını boyadın?" Ama sustum. Belki sabah işe gelmeden önce gözyaşları içindeydi, yüzünü elleriyle kapatıp hıçkırıyordu sessizce. Belki de o gün her şey sona ermişti onun için. Kırmızı rujlu dudaklarının arasında sıkıştırdığı sigara, çakmağın boşalan gazı, çekmeceden çıkardığı silahın soğuk namlusu şakağına dayanmışken... Belki de göz yaşları içindeydi, durmadan, hıçkırarak, bir çocuk gibi. Belki ilk kez hayatının farkına varmıştı böylece. Ve bu hiç de güzel değildi.
Sonuç ortadayken sebebin ne önemi vardı ki? Onu anlamak, düşüncelerinin derinliklerine inmek istedim. Kimse kendi hayatını yaşamıyor, ölümlerimiz bile başkalarının izinde sürüp gidiyordu. Öncekilerin bıraktığı kurallar üzerine kurulu bu dünyada, aldığımız ve bıraktığımız tek şey istikrardı. Dolu bir silah gibiydik; mermi namluda, emniyet.
Sonuç ortadayken sebebin ne önemi vardı ki? Onu anlamak, düşüncelerinin derinliklerine inmek istedim. Kimse kendi hayatını yaşamıyor, ölümlerimiz bile başkalarının izinde sürüp gidiyordu. Öncekilerin bıraktığı kurallar üzerine kurulu bu dünyada, aldığımız ve bıraktığımız tek şey istikrardı. Dolu bir silah gibiydik; mermi namluda, emniyet.