Kitap hakkında
Edebiyat kuramı, karmaşık bilim dalları gibi erişilmez mi görünüyor? Peki, sadece edebi metinlere özgü, herkesin kabul edeceği bir kuramdan söz edilebilir mi? Terry Eagleton, edebiyatın nükleer fizik gibi uzmanlık gerektiren bir alan olmadığını savunuyor. Çünkü edebiyat, günlük dille yazılır; işçisi, avukatı, öğrencisi, herkesin okuyup anlayabileceği, hatta keyif alabileceği bir alandır. Ancak bu yaklaşım, belirli bir dönemde şekillenmiş, demokratik bir edebiyat anlayışının ürünüdür.
Eagleton, *Edebiyat Kuramı*’nda aslında "saf" bir edebiyat kuramının var olamayacağını ortaya koyuyor. Edebiyat, felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi disiplinlerle iç içe geçmiş, onlardan beslenen bir alan. Kitap, "Edebiyat nedir?" gibi basit ama yanıtlaması zor bir soruyla başlıyor. Bu sorunun etrafında dönen tartışmalara, Marksist ve tarihsel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Zaman zaman esprili, zaman zaman da eleştirel.
Eagleton, *Edebiyat Kuramı*’nda aslında "saf" bir edebiyat kuramının var olamayacağını ortaya koyuyor. Edebiyat, felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi disiplinlerle iç içe geçmiş, onlardan beslenen bir alan. Kitap, "Edebiyat nedir?" gibi basit ama yanıtlaması zor bir soruyla başlıyor. Bu sorunun etrafında dönen tartışmalara, Marksist ve tarihsel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Zaman zaman esprili, zaman zaman da eleştirel.