Kitap hakkında
Gece çöktüğünde, ışıkları yanan her gemi sanki kendi başına bir dünya olurdu. Gündüzleri ise o gemiler, durgun suların üzerinde sessiz ve huzurlu yüzüyordu. Aralarından geçerken, sanki zamanın akışı da yavaşlıyor gibiydi. Bu anlar, yalnızlığın ve bekleyişin en yoğun hissedildiği anlardandı. İki kişi arasında, görünmeyen bir bağın örüldüğü, sözlerin yetmediği yerde başlayan bir oyun gibiydi her şey. Karanlıkta parlayan ışıklar, suskunluğun içinde saklı kalan hikâyeleri aydınlatmaya çalışırken, sessizlik bazen en yüksek ses kadar gür çıkardı.