Kitap hakkında
Yitik bir ruhun izlerini sürerken, durup dinlenmeden geçilen her durak, aslında hiçbir yere varmadığını fısıldar. Artık kaçacak yer kalmadığında, yaz sonu bir göletin kıyısında durur insan; suyun kenarını adımlar, ormanın derinliklerinde kaybolur. Yaralarını kendi diliyle yalar, göletin serinliğiyle, ağaçların gölgesiyle avutmaya çalışır. Ama kış gelir, sert ve acımasız; sesler yükselir her yandan, derinlerden gelen fısıltılarla. Anlar ki bazı yaralar hiç kapanmaz, kabullenir bunu. Bahar gelmez, yaz ansızın bastırır. Kendi kendine konuşur, kahkahalar atar boşluğa.
Aşk da bir tür yapışkandır; teni pürüzsüzleştirir belki, ama çekip kopardığında geriye çıplak bir iz kalır. Bazen tenin üstünden silinir, ruhunda tüter durur. Hangi şarkıyı özledin son kez? Boğazında düğümlenen hangi yudum? Hangi aşkın, hangi kedinin ardından yaş döktün? Bu, belki de öyle bir öyküdür; söküp atamadığın, ilmek ilmek dökülen bir.
Aşk da bir tür yapışkandır; teni pürüzsüzleştirir belki, ama çekip kopardığında geriye çıplak bir iz kalır. Bazen tenin üstünden silinir, ruhunda tüter durur. Hangi şarkıyı özledin son kez? Boğazında düğümlenen hangi yudum? Hangi aşkın, hangi kedinin ardından yaş döktün? Bu, belki de öyle bir öyküdür; söküp atamadığın, ilmek ilmek dökülen bir.