Kitap hakkında
Nevşehir’in peribacaları, alacakaranlıkta sessizce soluk alıp verirken Leyla, çıplak ayaklarıyla toprak yolda ilerliyordu. Üzerindeki beyaz elbise rüzgârda dalgalanıyor, saçları geceyle dans ediyordu. Gözlerinde kaybolmuş bir umut, dudaklarında bitmemiş bir cümle vardı. Arkasında, camları kararmış eski hastane binası yükseliyordu; artık ne ışık vardı ne de bekleyen bir el. Yalnızca ayrılıkların son durağıydı orası. Toprağın kıyısındaki beyaz güller, solmaya yüz tutmuş hayatlara meydan okurcasına dimdik dursa da, her yaprak dökülüşünde bir hikâye daha kapanıyordu. Leyla, geride bıraktığı her şeyin yükünü sırtlanmış, zamanın bile duraksadığı o anın içindeydi. Her adım, bir vedanın sessiz çığlığıydı.