Kitap hakkında
Anton Çehov’un bu ince ama derinlikli öykü derlemesinde, aşkın karmaşık dokusu ustaca işleniyor. Genç bir adamın, on dokuz yaşındaki Saşa’ya yazdığı mektup, kaleminin ucunda bir türlü tamamlanamaz. Sayfalar defalarca yırtılır, satırlar silinir, yeniden başlanır; sanki her kelime, içindeki fırtınayı dindirmek için değil, o anın büyüsünü uzatmak içindir. Gece yarısı çalışma odasında, baharın esintisi penceresinden süzülürken, yazar yalnızca kağıda değil, kendi hayallerine de seslenir. Parmaklarında hâlâ Saşa’nın dokunuşunun sıcaklığı, gözlerinin önünde ise onun yeşil çitli bahçe kapısından süzülen bakışları dans eder. Hoşça kal derken aklında tek bir şey yoktur; sadece güzelliğine hayranlık duymak, tıpkı her erkeğin çekici bir kadına duyduğu o saf, içgüdüsel beğeni gibi. Çehov, aşkı anlatırken ne abartıya kaçar ne de basite indirger; onun öykülerinde duygular, günlük hayatın sıradan anlarına gizlenir.