Kitap hakkında
İvan Turgenyev’in kaleminden çıkan bu ince ama derinlikli eser, edebiyatta "lüzumsuz adam" olarak adlandırılan karakterlerin en saf örneklerinden birini sunuyor. Çulkaturin, kendini dünyadan kopmuş, doğanın ritmine yabancılaşmış bir adam olarak tanımlıyor. Çocukluğundaki masum bağları özlüyor, yaşamın akışına kapılamamanın ağırlığını taşıyor. Ölüm anında bile bu kaybettiği bütünlüğe duyduğu özlem, onu daha da yalnızlaştırıyor.
Rus edebiyatında sıkça karşımıza çıkan bu figür, aslında içimizdeki uyumsuzluğun bir yansıması. Puşkin’in Onegin’inden Dostoyevski’nin yeraltı adamına kadar uzanan bir soydan gelen lüzumsuz adamlar, çağlarının gerisinde kalmış, eyleme geçemeyen ama düşünceleriyle var olan karakterlerdir. Turgenyev, bu portreyi ustalıkla çizerek, yaşamla aramızdaki mesafeyi sorgulatıyor. Türkçede ilk kez okurla buluşan bu günlük, yalnızlığın ve aidiyetsizliğin edebi bir dille anlatımı olarak öne çıkıyor.
Rus edebiyatında sıkça karşımıza çıkan bu figür, aslında içimizdeki uyumsuzluğun bir yansıması. Puşkin’in Onegin’inden Dostoyevski’nin yeraltı adamına kadar uzanan bir soydan gelen lüzumsuz adamlar, çağlarının gerisinde kalmış, eyleme geçemeyen ama düşünceleriyle var olan karakterlerdir. Turgenyev, bu portreyi ustalıkla çizerek, yaşamla aramızdaki mesafeyi sorgulatıyor. Türkçede ilk kez okurla buluşan bu günlük, yalnızlığın ve aidiyetsizliğin edebi bir dille anlatımı olarak öne çıkıyor.