Kitap hakkında
Fransız Devrimi’nin karanlık günlerinde, Lyon’un kasvetli bir hapishanesinde umut, beklenmedik bir biçimde yeşerir. 1793 yılı, idam sırasını bekleyen mahkûmlar arasında geçen bu öyküde, iki yalnız ruh, acılarının ortasında birbirini bulur. Bir anlık dokunuş, yılların sessizliğini bozar; korkunun gölgesinde bile yürekler, tesadüfen de olsa bir araya gelir. Zweig, bu kısa ama derin anlatıda, savaşın ve toplumsal çöküşün gölgesindeki insanları konuşturur.
Diğer öyküde ise Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesi, küçük bir Bohemya kasabasına düşer. Çirkinliğiyle dışlanan bir kadın, tecavüz sonucu doğurduğu oğluyla hayata tutunmaya çalışırken, savaşın acımasız eli çocuğunu da elinden almak üzeredir. Zweig, toplumun kenarına itilmiş bu karakterler aracılığıyla, insanlığın kırılganlığını ve yazgının değil, insan eliyle yaratılan felaketlerin izini sürer. Her iki öykü de, umutsuzluğun içinde bile insanın direncine dair sessiz bir çığlık taşır.
Diğer öyküde ise Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesi, küçük bir Bohemya kasabasına düşer. Çirkinliğiyle dışlanan bir kadın, tecavüz sonucu doğurduğu oğluyla hayata tutunmaya çalışırken, savaşın acımasız eli çocuğunu da elinden almak üzeredir. Zweig, toplumun kenarına itilmiş bu karakterler aracılığıyla, insanlığın kırılganlığını ve yazgının değil, insan eliyle yaratılan felaketlerin izini sürer. Her iki öykü de, umutsuzluğun içinde bile insanın direncine dair sessiz bir çığlık taşır.