Kitap hakkında
İlkokulun ilk günü, her çocuk gibi ben de heyecanlıydım. Ama ağlamak yoktu – en azından ben öyle sanıyordum. Ta ki yanımdaki minikler hüngür hüngür ağlamaya başlayana dek. Sınıfa girmek istemeyenler yerlerde kıvranınca, göbeği hafifçe sarkan, kel kafalı, orta boylu bir adam yanımıza yaklaştı. Parmağını sallayarak avazı çıktığı kadar bağırdı: *"Çocutlaaaal! Tutuuuun!"* Şaşkınlıkla birbirimize baktık. Ne tutacaktık ki? Ellerimiz mi, birbirimiz mi? Derken ikinci komut geldi: *"Tutturun! Veliler, çocuğunuzu tutturun!"* Annem kolumu çekiştirip fısıldadı: *"Sus artık yavrum, müdür bey kızıyor."* Meğer "tutun" demek, "susun" demekmiş. O gün anladım ki okul, bazen kelimelerin bile farklı anlamlara büründüğü bir yermiş.