Kitap hakkında
Armağan Altay’ın bu ince ama derinlikli kitabı, sessizliğin ve unutulmuşluğun gölgesinde gezinen ruhlara sesleniyor. Yüz sayfalık bir yolculukta, kaygının yalnızca bir duygu değil, aynı zamanda bir hayatta kalma stratejisi olduğunu gösteriyor. Her satır, geçmişin yükünü sırtlanmış karakterlerin kırılgan dünyasını didikliyor; adi suçların, yarım kalan hikâyelerin ve içe dönük çığlıkların peşine düşüyor.
Yazar, sıradan anların ardındaki gizli gerilimi ustalıkla işlerken, okuyucuyu da bu gerginliğin içine çekiyor. Kimi zaman bir hayaletin fısıltısı, kimi zaman bir anının acımasız netliğiyle karşılaşırsınız. Kaygı, burada bir lanet değil, belki de tek gerçekliktir. Altay’ın keskin dili, duyguların karmaşasını çözmeden, onları olduğu gibi bırakıyor; tıpkı hayatın kendisi gibi.
Yazar, sıradan anların ardındaki gizli gerilimi ustalıkla işlerken, okuyucuyu da bu gerginliğin içine çekiyor. Kimi zaman bir hayaletin fısıltısı, kimi zaman bir anının acımasız netliğiyle karşılaşırsınız. Kaygı, burada bir lanet değil, belki de tek gerçekliktir. Altay’ın keskin dili, duyguların karmaşasını çözmeden, onları olduğu gibi bırakıyor; tıpkı hayatın kendisi gibi.