Kitap hakkında
Osmanlı’nın Balkanlar’daki en önemli duraklarından Üsküp, yüzyıllar boyunca ticaretin ve askeri seferlerin kalbi oldu. Ne var ki İkinci Viyana Kuşatması’nın ardından başlayan geri çekiliş, burayı bir sığınak haline getirdi; Türkler ve diğer Müslümanlar için huzurun adresiydi. Ta ki Balkan Savaşları’nın yıkımıyla birlikte her şey değişene dek. Bir zamanlar egemenliğin simgesi olan bu topraklar, artık azınlık konumuna düşen bir topluluğun hüznünü taşıyordu. Yahya Kemal’in dizelerinde yankılanan o derin acı, aslında bir vatanın kaybıydı: Üsküp, Yıldırım Bayezid’in izlerini taşıyan, Fatih’in evlatlarına emanet edilmiş bir şehirken, nasıl oldu da ellerden kayıp gitti? Firuze kubbeler, Şar Dağı’nın Bursa’yı andıran yamaçları, üç büyük savaşın anıları... Hepsi birer hatıraya dönüştü. Annesini toprağa verdiği o sonbahar günü, şairin yüreğinde bir daha silinmeyecek izler bıraktı. İsabey’in mezarlığında yankılanan.