Kitap hakkında
İmamın sesi, öfkeli bir dua gibi çınlıyordu hastane koridorunda: *"Bak şu hale, ulu Tanrı insanı ne hallere düşürüyor!"* Gözleri, yatağında yatan Çöp’e kaydı. *"Bu herif ya çok zekiydi de aklını kaçırdı, ya da beyninde işleyecek zerre akıl yoktu zaten. Hak ettiği yere geldi işte."* Sözleri, doktorlara dönen bakışlarında keskinleşti. *"Trafik kazası sandım önce, kolu bacağı kırılmış diye. Alçıya alır, kurtarırdık. Ama kırılan akılsa, neyle saracağız? Kolunu mu kıracaktın Çöp, bacağını mı? Gözünü mü çıkaracaktın? Kafanı mı dağıtacaktın? Aklını kırmayı nasıl becerdin?"* İmamın homurtusu, odayı doldurdu: *"Başkasının aklı olsaydı, doktorlar çaresini bulurdu. Ama seninkini onarmaya çalışan da aklını yitirir vallahi..."*
Mamak’ta geçen bu sahne, delilikle akıl arasında gidip gelen bir sorgulamanın kapısını aralıyor. Durdu Gevher’in kaleminden dökülenler, sadece bir hastane odasında değil, toplumun vicdanında da.
Mamak’ta geçen bu sahne, delilikle akıl arasında gidip gelen bir sorgulamanın kapısını aralıyor. Durdu Gevher’in kaleminden dökülenler, sadece bir hastane odasında değil, toplumun vicdanında da.