Kitap hakkında
Mehmet, hayatının en zor seçimlerinden birini sessizce geride bırakmıştı. Artık dönüşü olmayan bir yola adım atmanın ağırlığını omuzlarında taşıyordu. Sırtındaki çuvalda, yola çıkarken annesinin hazırladığı mısır unu, tereyağı ve peynir topakları vardı; ama asıl yükü, çocukluğunun acı izleriydi. O evde, o köyde hep bir yabancı gibi hissetmişti kendini – sanki oraya ait değilmiş, yanlış bir yerde, yanlış bir zamanda doğmuş gibi. Şimdi, uzaklaşırken arkasına son kez baktığında, dağın eteğinde küçücük kalan baba evini gördü. İçinden bir veda daha geçti, ama bu kez kimse farkında değildi gidişinin. Gözleri dolu dolu, adımları kararlıydı. Artık ne olursa olsun, seçtiği yolun peşinden gidecekti. Peki, diğer yolun sonunda ne vardı? Bunu asla öğrenemeyecekti belki, ama şu an tek bildiği, geride bıraktığı hayata bir daha dönmeyeceğiydi.