Kitap hakkında
Altıncı yüzyılın İstanbul’unda, gün doğumuyla birlikte dualar yükselir; sabahın üçüncü saatinde kutsal ruhun gelişi kutlanır, öğlen çarmıha geriliş anılır, akşama doğru ise Mesih’in ölümü için ağıtlar yakılır. Pazar ayinleri, görkemli törenlerle sürerken, ticaretin ve dünyevi arzuların gölgesinde inanç soluklaşır. Şehre adım atan her tüccar, beraberinde kendi tanrısını, para hırsını ve günahın tohumlarını da getirir. Keşişler manastırlarda İsa’nın bedeninin çürüyüp çürümediğini tartışadursun, soylular Kıbrıs şarabı eşliğinde metreslerinin kollarında zevkin peşine düşer.
Bu şehir, gündüzleri dindar yüzünü gösterir; geceleri ise şeytanın kucağında eğlenceye dalar. Papazlar tiyatroyu ve şarabı lanetlerken, meyhanelerin kapılarında hâlâ Dionysos’un silüeti asılı durur. Hamamlar, hoşgörünün sınır tanımadığı sığınaklardır; Zeuksippos’un buharı arasında aşk oyunları oynayanlar, saatler sonra Ayasofya’nın.
Bu şehir, gündüzleri dindar yüzünü gösterir; geceleri ise şeytanın kucağında eğlenceye dalar. Papazlar tiyatroyu ve şarabı lanetlerken, meyhanelerin kapılarında hâlâ Dionysos’un silüeti asılı durur. Hamamlar, hoşgörünün sınır tanımadığı sığınaklardır; Zeuksippos’un buharı arasında aşk oyunları oynayanlar, saatler sonra Ayasofya’nın.