Kitap hakkında
Turgut Çamer, yıllar önce eşinin dudaklarından dökülen o ilginç benzetmeyi hiç unutmadı: "Nerde tımbırtı, orada buluntu!" Bu söz, sanki onun hayat felsefesini özetliyordu. Çanakkale’de geçen yıllar boyunca dostları, "Artık yazmalısın," diye ısrar ettiler. Yetmişine merdiven dayamıştı; anılarını kâğıda dökmek aklının ucundan bile geçmemişti. Ne var ki bazı kitaplar, yazarının niyetinden bağımsız olarak doğar. Tıpkı insanların dünyaya gelişi gibi, bir eserin okurla buluşma zamanı da belirsizdir.
Çamer, geçmişini bir arkeolog titizliğiyle kazıyor. Yaşadıklarını, tanıklıklarını ve dönemin izlerini özenle sıralıyor. Gerçek insanlar, gerçek olaylar, hiç değiştirilmeden sayfalara dökülüyor. Adeta bir "mazi arkeolojisi" yapıyor; geçmişin tozlu katmanlarını aralayarak bugüne taşıyor. Bu kitap, onu tanıyanlar için bir ayna, tanımak isteyenler için ise bir yol haritası niteliğinde.
Sonunda, dostlarının baskısına.
Çamer, geçmişini bir arkeolog titizliğiyle kazıyor. Yaşadıklarını, tanıklıklarını ve dönemin izlerini özenle sıralıyor. Gerçek insanlar, gerçek olaylar, hiç değiştirilmeden sayfalara dökülüyor. Adeta bir "mazi arkeolojisi" yapıyor; geçmişin tozlu katmanlarını aralayarak bugüne taşıyor. Bu kitap, onu tanıyanlar için bir ayna, tanımak isteyenler için ise bir yol haritası niteliğinde.
Sonunda, dostlarının baskısına.