Kitap hakkında
Göç, ister zorunluluktan ister umutla yapılsın, her zaman yürekte derin bir sızı bırakır. Geride kalan ne varsa; sokaklar, sesler, kokular, hepsi zamanla değil, anılarla canlı kalır. Her adımda geçmişin gölgesi peşinden gelir, her yeni gün eskiyi yeniden yaşatır. Köklerinden koparılmak, bir ağacın topraktan sökülmesi gibidir; ne kadar yeşerirse yesin, o ilk bağ asla eskisi gibi olmaz. Gurbet ise sadece bir yer değil, içine sinen bir acıdır. Necip Fazıl’ın dizelerindeki gibi annenin sesini özleten, Fahri Ali’nin şiirinde suyu bile ağırlaştıran bir yaradır.
Balkan Harbi, Osmanlı’nın son perdesinin provasıydı; yüz binlerce insan içinse bir felaket. Evler, yurtlar, hayatlar bir anda yok oldu. Kolera, açlık, çetin kışlar... Her biri, zaten yaralı olan bedenlere yeni darbeler indirdi. Bu kitap, o günlerin acısını, göçün sessiz çığlığını ve geride kalanların hikâyesini anlatıyor. Kimi zaman bir fısıltı, kimi zaman bir hıçkırıkla...
Balkan Harbi, Osmanlı’nın son perdesinin provasıydı; yüz binlerce insan içinse bir felaket. Evler, yurtlar, hayatlar bir anda yok oldu. Kolera, açlık, çetin kışlar... Her biri, zaten yaralı olan bedenlere yeni darbeler indirdi. Bu kitap, o günlerin acısını, göçün sessiz çığlığını ve geride kalanların hikâyesini anlatıyor. Kimi zaman bir fısıltı, kimi zaman bir hıçkırıkla...