Kitap hakkında
1979 İran Devrimi’yle pekişen "İslami radikalizm" söylemi, 2001 sonrasında küresel ölçekte "İslam korkusu"na dönüşerek Batı’nın İslam algısını tek bir kalıba hapsetti. Oysa İslam dünyası, kendi içinde çatışan, farklılaşan ve sürekli dönüşen bir yapı barındırır. Bu çalışma, Nakşibendilik’in bir kolunun Batı’daki örgütlenme biçimlerini, ritüellerini ve ideolojik mücadelelerini antropolojik bir mercekle inceliyor. Yazar, tarikatın modernleşme karşısındaki tutumundan toplu zikir törenlerine, siyasi söylemlerinden ahlaki duruşlarına kadar geniş bir yelpazede etnografik bir harita çiziyor. Sadece dış dünyayla değil, kendi içindeki iktidar kavgaları ve diğer İslami gruplarla çatışmaları da detaylı bir şekilde ele alınıyor. İslam içi gerilimlerin dinamiklerini ortaya koyarken, tarikatın değişime direnişi ve uyum çabaları arasındaki gerilim de gözler önüne seriliyor. Eleştirel bir bakışla kaleme alınan bu eser, tek.