Kitap hakkında
İnsanın kendi elleriyle yarattığı tanrılara nasıl boyun eğdiğini, sahte kutsallıkların peşinde nasıl koştuğunu anlatıyor bu kitap. Kaderin satır aralarına sıkışmış bir kalem olma isteği, yürekte alevlenir; yazgının kâğıda bıraktığı izler, aklın sağlam duvarlarını bile zorlar. Yangınlar çıkar, ateşler harlanır, idam sehpaları kurulur, zindanlar örülür – hepsi, kalbin derinliklerine yerleşmiş o tuhaf hazzın peşinde. Bir olanın birliğini kanıtlayan tüm izler silinir gider, çünkü artık her şey elinin altında. İnsan, kendi tanrısını yaratmakta ustadır.
Bu yolculukta Musa’nın toprağından ayrılmak, Adem’in inancını bir mağarada duymak düşer payına. Beyaz, lekeli giysilere rağmen simsiyah bir gömlek dikersin kendine. Kutsal bir avucun izini sürmek, tunca, mermere düşmeden, baş eğmeden yaşamak – hazzın ağır kokusuna rağmen dimdik durmak, bu karanlık gölgenin altında.
Bu yolculukta Musa’nın toprağından ayrılmak, Adem’in inancını bir mağarada duymak düşer payına. Beyaz, lekeli giysilere rağmen simsiyah bir gömlek dikersin kendine. Kutsal bir avucun izini sürmek, tunca, mermere düşmeden, baş eğmeden yaşamak – hazzın ağır kokusuna rağmen dimdik durmak, bu karanlık gölgenin altında.