Kitap hakkında
Günümüzde egemen olan akıl, teknolojinin gölgesinde insanlığın duygusal ve ahlaki değerlerini yok sayan bir tahakküm aracına dönüştü. Artık dünyayı biçimlendiren, hesap kitap üzerine kurulu bu soğuk mantık; aşkı, vicdanı ve adaleti geride bırakarak insanı yalnızlaştırıyor. Metin Cengiz’in şiiri, tam da bu noktada bir başkaldırı olarak yükseliyor. "Ey vicdanı yerlerde sürünen dünya" diye haykırdığı dizeleri, unutulmaya yüz tutmuş değerlere sahip çıkmaktan başka bir şey değil.
12 Eylül’ün yarattığı kırılma ve sonrasındaki uzun sessizlik, onun şiirinde derin izler bırakıyor. Geçmişi hatırlamak, unutulmuş acıları yeniden gün yüzüne çıkarmak, bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluk olarak görüyor. Hem imgelerle hem de düşsel bir dille örülen bu muhalefet, tarihsel ve sınıfsal bağlamda da kendini gösteriyor. Teknolojinin egemenliğine karşı insani olanı savunmak, onun şiirinin merkezinde yer alıyor.
12 Eylül’ün yarattığı kırılma ve sonrasındaki uzun sessizlik, onun şiirinde derin izler bırakıyor. Geçmişi hatırlamak, unutulmuş acıları yeniden gün yüzüne çıkarmak, bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluk olarak görüyor. Hem imgelerle hem de düşsel bir dille örülen bu muhalefet, tarihsel ve sınıfsal bağlamda da kendini gösteriyor. Teknolojinin egemenliğine karşı insani olanı savunmak, onun şiirinin merkezinde yer alıyor.