Kitap hakkında
Batuhan Dedde’nin bu kitabında, yaralar yalnızca geçmişin izleri değil, aynı zamanda varoluşun kendisi olarak karşımıza çıkıyor. Sözcükler, acının bedende nasıl kök saldığını, zamanın ötesinde nasıl bir yük haline geldiğini anlatıyor. Her satır, sessiz bir çığlık gibi; okurunu, kendi derinliklerinde gezintiye çıkaran bir yolculuğa davet ediyor.
Dedde, kırılganlığı ve dayanıklılığı iç içe geçirerek, insanın içsel fırtınalarını ustaca resmediyor. Yağmurun mezar taşlarına düşüşü misali, anılar da ruhun üzerine ağır ağır çöküyor. Bu metin, kaybolmuşluk duygusunu, yalnızlığı ve umutsuzluğu incelikle işlerken, bir yandan da direnişin izlerini sürüyor. Sözcükler, bazen bir sığınak, bazen de bir mahkûmiyet gibi akıyor sayfalardan.
Kelimelerin gölgesinde saklı kalanları aydınlatan bu eser, okurunu kendi yaralarıyla yüzleşmeye çağırıyor. Acının, bazen en samimi anlatıcı olduğunu hatırlatıyor.
Dedde, kırılganlığı ve dayanıklılığı iç içe geçirerek, insanın içsel fırtınalarını ustaca resmediyor. Yağmurun mezar taşlarına düşüşü misali, anılar da ruhun üzerine ağır ağır çöküyor. Bu metin, kaybolmuşluk duygusunu, yalnızlığı ve umutsuzluğu incelikle işlerken, bir yandan da direnişin izlerini sürüyor. Sözcükler, bazen bir sığınak, bazen de bir mahkûmiyet gibi akıyor sayfalardan.
Kelimelerin gölgesinde saklı kalanları aydınlatan bu eser, okurunu kendi yaralarıyla yüzleşmeye çağırıyor. Acının, bazen en samimi anlatıcı olduğunu hatırlatıyor.