Kitap hakkında
Bazı hikâyeler, tıpkı bir kalıp gibi, hayatın içine dökülmeyi bekler. *Mimoza İmzalı*, bu bekleyişin izini sürüyor; taştozunun, alçının, polyesterin ya da mumun soğuk dokusunda değil, insan yüreğinin sıcak karmaşasında. Altı yüz seksen sayfalık bu yolculuk, gündelik hayatın sıradan görünen malzemelerini alıp, onlara anlam katmanın peşinde. Gıda olarak tüketilmeye uygun olmayan bu kalıplar gibi, roman da okurunu beslemiyor; onun yerine, düşünmeye, sorgulamaya ve belki de kendini yeniden keşfetmeye davet ediyor. Her sayfada, bir iz bırakıyor; tıpkı mimoza çiçeğinin kokusu gibi, silinmesi zor, inatçı bir etki.