Kitap hakkında
Gece yarısının sessizliği nasıl da ağırlaşır bazen. Sözcükler boğazda düğümlenir, suskunluk bir çığlık gibi büyür içimizde. Konuşmak mı, yoksa uyumak mı daha kolay gelir? Uykunun da, uyanıklığın da aynı yalnızlıkla örülü olduğu bu saatlerde, içimizdeki fırtınayı susturmak mümkün müdür? Ya da belki de asıl soru şu: O fırtınayı dinlemekten korkmamak gerekir mi? Ilgar Yılmaz’ın satırlarında, karanlığın derinliklerine dalan bir ruhun çırpınışları yankılanıyor. Mor gecenin yalnızlığı, sadece bir suskunluk değil; aynı zamanda bir itiraf, bir hesaplaşma, belki de hiç bitmeyecek bir arayışın ilk adımı.