Kitap hakkında
Zorunlu göç, iki halkın kaderini birbirinden koparan acı bir dönemeçtir. Bir yanda, yüzyıllardır ekilen tarlaların, sulanan bağların, çocukluk anılarının saklı olduğu topraklar; diğer yanda, bilinmeyen bir geleceğe atılan ürkek adımlar. Mübadiller, Drama’nın Sarışaban köylerinden kopup Karadağ ve Üçhanlar’a uzanan bu yolculukta, geride bıraktıkları her şeyi yüreklerinde taşırlar. Baba ocağının dumanı tüterken arkalarına bakmadan yürümek, hem hüzün hem de umutla dolu bir zorunluluktur.
Anadolu’dan ayrılan Rumlar da benzer bir kaderi paylaşır; evler, kiliseler, mezar taşları, hepsi sessiz tanıklarıdır bu ayrılığın. Göç, sadece coğrafyayı değil, hafızayı da yerinden eder. Bir köpeğin havlaması, bir çeşmenin şırıltısı, artık uzaklarda kalan bir dünyanın izleri olarak kalır. Bu kitap, iki ucu da aynı acıyla örülmüş bir hikâyeyi, insanın toprağa olan bağlılığını ve zorunluluk karşısında direnen gururunu anlatıyor.
Anadolu’dan ayrılan Rumlar da benzer bir kaderi paylaşır; evler, kiliseler, mezar taşları, hepsi sessiz tanıklarıdır bu ayrılığın. Göç, sadece coğrafyayı değil, hafızayı da yerinden eder. Bir köpeğin havlaması, bir çeşmenin şırıltısı, artık uzaklarda kalan bir dünyanın izleri olarak kalır. Bu kitap, iki ucu da aynı acıyla örülmüş bir hikâyeyi, insanın toprağa olan bağlılığını ve zorunluluk karşısında direnen gururunu anlatıyor.