Kitap hakkında
Geçmişin yükü omuzlarında, yenilginin acısı dilinde; susmayı bir türlü beceremeyen bir ses var bu sayfalarda. Her sözcük, bir itiraf gibi dökülüyor kâğıda: kepazeliklerin ortasında elinde loğusa şerbeti, aklı başında olmayan bir devriye gibi dolanan, suç işlemiş bir çocuk misali. Uslanmazlığıyla, ele avuca sığmaz haliyle günü güneşe, kardeşe çeken; pişkinliklerin karşısında gerçeğin sırlı aynasını taşıyan bir dil.
Yaş ilerledikçe tecrübe, kendini bilge sanan bir misafir gibi aklın kapısına dayanıyor. Sabır, duyguları en derinden yaralayan şey oluyor. Bu yüzden kanayan bir ağaç gibi, sayıklayan bir sağduyuyla bedeni; kıvırcık saçlarıyla suç işleyen, ama yine de susamayan bir varlık. *Nadas*, suskunluğun imkânsızlığını haykıran, geçmişin izlerini silmeye çalışırken yeni izler bırakan, içindeki fırtınayı kelimelere döken bir kitap.
Yaş ilerledikçe tecrübe, kendini bilge sanan bir misafir gibi aklın kapısına dayanıyor. Sabır, duyguları en derinden yaralayan şey oluyor. Bu yüzden kanayan bir ağaç gibi, sayıklayan bir sağduyuyla bedeni; kıvırcık saçlarıyla suç işleyen, ama yine de susamayan bir varlık. *Nadas*, suskunluğun imkânsızlığını haykıran, geçmişin izlerini silmeye çalışırken yeni izler bırakan, içindeki fırtınayı kelimelere döken bir kitap.