Kitap hakkında
13. yüzyıl Anadolu’sunda insana değer veren, aklı ve erdemi yücelten hümanist düşüncenin izleri, dönemin sosyal dokusunda belirgin biçimde hissedilir. Ahilik teşkilatının disiplinli yapısı, bu anlayışın somut bir yansımasıdır; toplumsal kurallar, bireylerin erdemli davranışlarını pekiştirmek üzere şekillenir. Ne var ki aynı dönemde, özgür düşüncenin önü kesilerek toplum giderek katı dogmalara sürüklenir. Gülten Başol’un çalışması, bu çelişkili tablo içinde Nasreddin Hoca’nın mizahını hümanizmin umut dolu bir sesi olarak ele alıyor. Hoca’nın nükteleri, insancıl değerlerin gülümseyen bir aynası gibidir; sözlerinde, dönemin baskılarına rağmen direnen bir özgürlük ve akıl ışığı parlar. Kitap, mizahın felsefeyle buluştuğu noktada, hümanist düşüncenin Anadolu topraklarındaki renkli ve derin yansımalarını keşfetmeye davet ediyor.