Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRNe Çok EşyaChip Colwell

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Ne Çok Eşya PDF Ekitap İndir

Chip Colwell · Yazar

Üç milyon yıl önce, bir taşın keskin bir kenara dönüştürülebileceğini fark ettik. İlk bıçak önce bir öğünü kolaylaştırdı; sonra bir türün kaderini ve nihayet bir gezegenin yazgısını belirledi. Bugün evlerimiz, ceplerimiz, şehirlerimiz, hatta okyanuslar “şeyler...

Sayfa
320
Kategori
Kültür
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
ISBN
9786253843151
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Kültür ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Üç milyon yıl önce, bir taşın keskin bir kenara dönüştürülebileceğini fark ettik. İlk bıçak önce bir öğünü kolaylaştırdı; sonra bir türün kaderini ve nihayet bir gezegenin yazgısını belirledi. Bugün evlerimiz, ceplerimiz, şehirlerimiz, hatta okyanuslar “şeylerle” dolu. Evlerimiz artık sadece yaşadığımız mekân değil, bazı bölümleri depoya dönüşmüş durumda: Satın aldıklarımızı saklıyor, sakladıklarımızın arasında yaşıyor ve sonra daha fazlasını alıyoruz. Bu döngü nereden çıktı? Bu fazlalık nasıl mümkün oldu? “Yeter” sınırını neden hep aşıyoruz? Arkeolog Chip Colwell, insan türünün nesnelerle kurduğu ilişkinin derin tarihine iniyor. Eşyayı yalnızca tüketim başlığına sıkıştırmıyor; çünkü eşya aynı zamanda aidiyetin, ritüelin, statünün ve güvenliğin –kısacası anlamın– taşıyıcısıdır. Ancak modern toplumlarda bu ilişki, olağan bir hızlanmadan çok, kontrolden çıkmış bir çoğalmaya dönüşüyor. Fazlalık artık bir yan etki değil, sistemin işleyiş biçimi. Bunun bedeli plastik yığınlarında, çöp dağlarında, tükenen kaynaklarda ve giderek daralan bir gelecek ufkunda görünür hale geliyor. Taş aletlerden inanç nesnelerine, koleksiyonculuktan reklamın incelikli iknalarına uzanan Ne Çok Eşya, çözüm reçetesi sunmuyor, minimalizm vaazı vermiyor. 21. yüzyılın ekolojik ve siyasal krizlerini, büyük kavramlarla değil, gündelik hayatın içine yerleşmiş fazlalık üzerinden okuyor. Maddi bolluğun ardında yatan dizginsiz tüketim ritmini görünür kılıyor. Çünkü mesele neye sahip olduğumuzdan çok, bu sahipliğin bizi nereye sürüklediğidir. “Daha fazla”sını durmaksızın üretmeden, anlamı nasıl kuracağımız sorusu ise en yakıcı sorulardan biri olarak önümüzde duruyor.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗