Kitap hakkında
Çocukluğumuzun o sımsıcak günlerine dönelim; her şeyin daha masum, her kahkahanın daha gür olduğu zamanlara. O yıllarda yaşlanmak, eksilmek sadece başkalarının derdiydi sanki. Biz hep genç, hep doluyduk. İzmir’in arka sokaklarından birinde, Nergis Sokak’ta kurulan bu renkli dünya, göçmen ailelerin bir arada soluk aldığı, daracık evlere koskoca sofraların sığdığı bir cennetti. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan, umutlarını paylaşan, dertlerini ekmeklerini bölüşen insanların dünyasıydı burası. Boşnak halaylarının, İzmir zeybeklerinin, Rumeli türkülerinin coşkusu hiç dinmezdi. Çiçekler solmaz, neşe bulaşırdı adeta. Bu sokak, bize sadece büyümeyi değil, hayatı da öğretti; eksik bir yapbozun parçalarını bir araya getiren, yetişkinliğimizin ilk adresi oldu. Şimdi o günlerin hikâyesini, o sokakta kalanları, yaşananları ve unutulmaz anıları anlatmanın zamanı. Çünkü mahalle çocuğu olmak, geçmişin değil, hep şimdinin içinde yaşamak demek.