Kitap hakkında
Hayat bazen öyle anlar sunar ki, her şeyi kelimelere dökmek imkansızlaşır. Kırgınlıkların, hayal kırıklıklarının ya da ansızın gelen büyük soruların karşısında dil tutulur; geriye sadece bir iç çekiş, bir omuz silkme kalır. "Neyse..." işte tam da bu sessizliğin adıdır. Ömer Faruk Akıncı'nın kaleminden dökülen bu satırlar, günlük telaşın içinde gözden kaçırdığımız o ince çizgiyi yakalıyor: Bazen bir detayda boğulmamak, bazen de dev dalgalarla boğuşmanın anlamsızlığını kabullenmek gerekir.
Hastalıklar, aşklar, kayıplar, özgürlük arayışları... Hepsi birer okyanus gibi geniş, hepsi birer fırtına gibi şiddetli. Küçük bir teknenin bu dalgalara karşı koymaya çalışması ne kadar naifse, her şeyi kontrol etmeye çalışmak da o kadar yorucu. Peki ya vazgeçmek? Ya da daha doğrusu, "neyse" deyip akışa bırakmak? Kitap, tam da bu ikilemin kıyısında duruyor. Söylenemeyeni, yazılamayanı, üç noktaya sığdırıp susulanı.
Hastalıklar, aşklar, kayıplar, özgürlük arayışları... Hepsi birer okyanus gibi geniş, hepsi birer fırtına gibi şiddetli. Küçük bir teknenin bu dalgalara karşı koymaya çalışması ne kadar naifse, her şeyi kontrol etmeye çalışmak da o kadar yorucu. Peki ya vazgeçmek? Ya da daha doğrusu, "neyse" deyip akışa bırakmak? Kitap, tam da bu ikilemin kıyısında duruyor. Söylenemeyeni, yazılamayanı, üç noktaya sığdırıp susulanı.