Kitap hakkında
Deniz kenarında bir köknar ağacının gölgesine yaslandığında, karşında uzanan mavilik Akdeniz değil, zamanın kendisiydi. Güneş, iki başlı bir ateş topu gibi yakıyordu tenini; ayaklanmış bir kadının yüzü, rüzgârla birlikte taşlara fisıldayan sesler bırakıyordu ardında. Gelinciklerin kırmızısı, yaralarına sürdüğü merhem gibiydi sanki. Kertenkelenin telaşlı adımları önünde eğilip baktığında, dağların mavi bir anıya dönüştüğünü gördü. Otların arasında soluk alıp veren tanrı, sevdiği kadınların her birinde yeniden doğan bir mucizeydi.
Çocukluğunun babasının elini tutup yürüdüğü günler, annesinin onu yeniden doğurur gibi sarıldığı anlar... Pişmanlıkları bir kenara itti, hayatın ona biçtiği paydan sıyrıldı. Bir su damlasında sonsuzluğu yakalayan hayat, aynı damlada mezarını kurduğu yalnızlıkla buluştu. Acıların ötesine geçtiğinde, geride bıraktığı her şey bir şiire dönüştü.
Çocukluğunun babasının elini tutup yürüdüğü günler, annesinin onu yeniden doğurur gibi sarıldığı anlar... Pişmanlıkları bir kenara itti, hayatın ona biçtiği paydan sıyrıldı. Bir su damlasında sonsuzluğu yakalayan hayat, aynı damlada mezarını kurduğu yalnızlıkla buluştu. Acıların ötesine geçtiğinde, geride bıraktığı her şey bir şiire dönüştü.