Kitap hakkında
Unutmak, aslında bir başkaldırının sessiz çığlığıdır. Tanımadığınızı haykırmak değil, onu bilerek terk etmektir. Gökhan Arslantürk’ün dizeleri de tam bu noktada devreye giriyor; bir isyanın değil, unutuşun izinde yürüyen kelimeler. Sanki bozkırda savrulan toz değil de, ruhun kendi yankısı peşinde koşuyor şair. Her dize, bir yükselişin eşiğinde duran adımlar gibi – sıradan bir geçiş değil, varoluşun derinliklerine açılan bir kapı.
Bazen kelimeler mezarlıklara seslenir, bazen de dirilişin ilk nefesini taşır. Bu şiirler de öyle; ne sadece aşkın izini sürüyor ne de yalnızlığın ağırlığını. İkisi arasında, unutmanın ve hatırlamanın sınırlarında geziniyor. Sanki dünya bir uçtan diğerine koşarken, şair de kendi içindeki boşluğu doldurmanın peşinde. Dirilmek mi, yoksa yeniden doğmak mı – cevap, belki de hiç aranmaması gereken bir soru.
Bazen kelimeler mezarlıklara seslenir, bazen de dirilişin ilk nefesini taşır. Bu şiirler de öyle; ne sadece aşkın izini sürüyor ne de yalnızlığın ağırlığını. İkisi arasında, unutmanın ve hatırlamanın sınırlarında geziniyor. Sanki dünya bir uçtan diğerine koşarken, şair de kendi içindeki boşluğu doldurmanın peşinde. Dirilmek mi, yoksa yeniden doğmak mı – cevap, belki de hiç aranmaması gereken bir soru.