Kitap hakkında
Motorun sırtında ne çok şey taşımıştı yıllar boyu: insanlar, silahlar, erzaklar, hatta umutlar ve kederler. Her bir yük, hayatın ona yüklediği bir hikâyeydi. Kırmızı saçlı Rus zabitin sözlerini çeviren Pandeli’nin yüzü, zafer sarhoşluğuyla ışıldıyordu sanki. Oysa Şeytan’ın fisıldadığı gibi, o sırıtışın ortasına bir yumruk indirmek ne kadar kolay olurdu. Ama arkasında koskoca bir ordu vardı; o ise yalnız değildi. Sırtında, ona güvenen kadınların, umut bağlayanların yüküyle öfkesini dizginlemek zorundaydı.
Davut, Çanakkale’de kaybettiği bacağının bir şeref nişanı olacağını sanmıştı. Elif’in onu bir kahraman gibi karşılayacağını, vatanı için feda ettiği parçanın gurur kaynağı olacağını ummuştu. Ne var ki cephede bir parçalarını bırakanlar, saygı değil, acıma görüyordu çoğu zaman. Anası bile ona farklı bakıyordu artık. Savaşın izleri, bedende olduğu kadar yürekte de derindi.
Davut, Çanakkale’de kaybettiği bacağının bir şeref nişanı olacağını sanmıştı. Elif’in onu bir kahraman gibi karşılayacağını, vatanı için feda ettiği parçanın gurur kaynağı olacağını ummuştu. Ne var ki cephede bir parçalarını bırakanlar, saygı değil, acıma görüyordu çoğu zaman. Anası bile ona farklı bakıyordu artık. Savaşın izleri, bedende olduğu kadar yürekte de derindi.