Kitap hakkında
Ekim akşamlarının o incecik karanfili, toz duman içinde süzülüp geçerken insanın ensesinden aşağıya doğru usulca kayıyor. Çürümüş bedende bile iyiliğin hükmü sürüyor hâlâ; sanki zamanın son ipi kopmuş, salıncak bir o yana bir bu yana sallanıp duruyor. Yağmurla dans eden arzuların öpücüğü, salkımsöğütün gölgesinde uyuklayan nehrin kıyısında soluklanıyor. Kulağına fısıldayan o sıcak esinti, pembe bir hayal gibi çınlıyor durmadan.
Baş açıkça dertte: cennetle hesaplaşma vakti gelmiş. Kuşak kuşak belini büken pişmanlık, ağrıya dönüşüp duruyor. Başka ne korkusu olabilir ki insanın? Bilmediği, görmediği şeylerden başka...
Baş açıkça dertte: cennetle hesaplaşma vakti gelmiş. Kuşak kuşak belini büken pişmanlık, ağrıya dönüşüp duruyor. Başka ne korkusu olabilir ki insanın? Bilmediği, görmediği şeylerden başka...