Kitap hakkında
Adana’nın Misis’i, yalnızca taşları ve sokaklarıyla değil, içinden geçen yaşamla da anlatılmayı hak eden bir yer. Her kent gibi onun da bir hafızası var: zamanla silinen izler, unutulmaya yüz tutan gelenekler, günlük hayatın ritmi içinde kaybolan sesler. Tarihçi belgelerle, coğrafyacı haritalarla, turizmci broşürlerle anlatır belki; ama bir yazar, kentin ruhunu yakalamak için başka bir yol seçer. Gözlemle yetinmez, o sokaklarda yürüyenlerin ayakkabılarını giyer, onların bakış açısından bakar dünyaya.
Hüseyin Aslan, Misis’i edebiyatın imbiğinden geçirerek sunuyor okura. Burası artık sadece bir harita noktası değil; çocukların oyun oynadığı avlular, akşamüstleri çınlayan ezan sesleri, kahvehanelerde demlenen çayların kokusu, mevsimlerin izini süren ağaçlar... Yazar, kentin görünmeyen yüzlerini de ortaya serer: kaybolan meslekler, değişen komşuluk ilişkileri, unutulan bayramlar. Okuyan, kendi geçmişinden.
Hüseyin Aslan, Misis’i edebiyatın imbiğinden geçirerek sunuyor okura. Burası artık sadece bir harita noktası değil; çocukların oyun oynadığı avlular, akşamüstleri çınlayan ezan sesleri, kahvehanelerde demlenen çayların kokusu, mevsimlerin izini süren ağaçlar... Yazar, kentin görünmeyen yüzlerini de ortaya serer: kaybolan meslekler, değişen komşuluk ilişkileri, unutulan bayramlar. Okuyan, kendi geçmişinden.