Kitap hakkında
Çocukluğumun ilk anısı, içimi kemiren bir huzursuzlukla başlar. Dört yaşındayken miydi, bilemiyorum; ama o gün, sanki dünyaya yeniden gelmişim gibi, her şey netleşti gözümde. Şirket vapurunun güvertesinde, annemin kucağında oturuyordum. Yanında sarı saçlı, genç bir kadın vardı; ikisi de sigara içiyor, gülüşerek konuşuyorlardı. Annemin elindeki ince gümüş maşaya takılı sigara, bende dayanılmaz bir istek uyandırmıştı. O an, hayatımın ilk kıskançlığı belki de. Tolstoy’un dokuz aylıkken banyoda hissettiği keyifli duygu benim için hiç geçerli olmadı. Bilinç, içimde bir yangın gibi parladı ve o günden sonra hiç sönmedi. Vicdanımın ağırlığı, yaptığım ya da düşündüğüm her kötülükle daha da büyüdü. Unutmadım hiçbirini. Acı, benimle doğdu sanki.