Kitap hakkında
Gece, ağırlığının altında ezilen bir sessizlikle çökmüştü. Ufukta kımıldayan ne varsa, sanki zamanın kendisi gibi durgunlaşmış, beklemenin o bitmek bilmeyen ağırlığına teslim olmuştu. Toprağın derinliklerinden yükselen bir güç, her şeyi saran bu karanlığın içinde soluk alıyor, varoluşun ilk günlerinden kalma bir yankı gibi titreşiyordu. İnsanlar, gölgelerin arasında kaybolmuş, nefeslerini tutmuş, yağmur bulutlarının altında öylece dikiliyorlardı – ne bir söz, ne bir hareket, sadece bekleyişin o katıksız yoğunluğu.
Buğday tarlalarının ötesinde, bir antlaşmanın gölgesi uzanıyordu. Toprağın bereketi, insanın kaderini belirleyen bir güç gibiydi; kimi zaman açlık, kimi zaman zenginlik getiren, ama her daim kontrolü elinde tutan bir efendi. Ve o sessiz kalabalığın arasında, bir zamanlar dünyayı ateşe vermek isteyen bir adamın hayalleri, artık sadece geçmişin yorgun bir anısıydı. Her şeyin altında yatan o ilkel.
Buğday tarlalarının ötesinde, bir antlaşmanın gölgesi uzanıyordu. Toprağın bereketi, insanın kaderini belirleyen bir güç gibiydi; kimi zaman açlık, kimi zaman zenginlik getiren, ama her daim kontrolü elinde tutan bir efendi. Ve o sessiz kalabalığın arasında, bir zamanlar dünyayı ateşe vermek isteyen bir adamın hayalleri, artık sadece geçmişin yorgun bir anısıydı. Her şeyin altında yatan o ilkel.