Kitap hakkında
Bulgaristan’daki Türk toplumunun kimlik arayışını, ad ve soyadları üzerinden derinlemesine inceleyen bu çalışma, 1878’den 1945’e uzanan süreçte yaşanan dönüşümleri mercek altına alıyor. Osmanlı sonrası dönemde Bulgar yönetiminin dayattığı isim değişiklikleri, Türklerin kültürel belleğinde silinmez izler bırakırken, 1984-85’teki zorunlu ad değiştirme politikaları ise toplumsal bir travmaya dönüştü. Bu baskı, 1989 göçünün de temel sebeplerinden biri oldu.
Kitap, azınlık hakları, asimilasyon uygulamaları ve hukuki düzenlemeleri ele alırken, iki toplumun ad verme gelenekleri arasındaki çatışmayı da gözler önüne seriyor. 1990 sonrasında komünist rejimin çöküşüyle başlayan adların iadesi süreci, hem yasal hem de toplumsal boyutlarıyla irdeleniyor. Tarihin unutulmaması gereken bu sayfalarını anlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak için önemli bir kaynak.
Kitap, azınlık hakları, asimilasyon uygulamaları ve hukuki düzenlemeleri ele alırken, iki toplumun ad verme gelenekleri arasındaki çatışmayı da gözler önüne seriyor. 1990 sonrasında komünist rejimin çöküşüyle başlayan adların iadesi süreci, hem yasal hem de toplumsal boyutlarıyla irdeleniyor. Tarihin unutulmaması gereken bu sayfalarını anlamak ve gelecek kuşaklara aktarmak için önemli bir kaynak.