Kitap hakkında
Konya’nın tozlu sokaklarında, bir belediye durağında başlıyor her şey. Ahmet Şükrü Kılıç’ın kaleminden dökülen bu hikâye, sıradan bir günü aniden keskin bir gerilime dönüştürüyor. Otobüs beklerken gözüne takılan afişler, bir anda bir emrin tetikleyicisi oluveriyor: "Git, hepsini yırt!" Sözün sahibi, genç adamın karşısına dikilen gizemli bir figür. Sıradan görünen bu talep, aslında çok daha derin bir oyunun ilk hamlesi mi? Pavyonların gölgesinde, Alaaddin Tepesi’nin eteklerinde, bir tuvalet duvarına yapışmış dansöz resimleri, sadece kâğıt parçaları olmaktan çıkıyor. Kılıç, bu basit ama etkileyici sahneyle, itaat ve başkaldırı arasındaki ince çizgiyi sorguluyor. Kısa ama yoğun bir anlatımda, insanın içindeki sessiz isyanı ve çevresindeki görünmez kuralları didikliyor.