Kitap hakkında
Bir toplumda özgürlüğün temeli, yalnızca yasaların varlığıyla atılmaz; her bireyin bu kurallara gönülden riayet etmesi de şarttır. Hukukun üstünlüğü, yargıçların kişisel düşüncelerini bir kenara bırakıp mevcut yasaları harfiyen uygulamasıyla mümkün olur. Ne var ki bu da tek başına yeterli değildir; yargının bağımsız ve tarafsız olması, demokrasinin olmazsa olmazıdır. İnsan haklarının evrensel bir değer olarak kabul gördüğü günümüzde, birey artık sadece hak sahibi değil, aynı zamanda hak üreten bir güç haline gelmiştir. Haklar ve özgürlükler alanı genişledikçe, insanlık da bu kavramlarla anlam kazanır. Adalet, eşitlik ve hukuk gibi değerler, devletten önce toplum tarafından yaratılmış, devlet ise bu değerleri koruyan bir araç olarak var olmuştur. Yargının bağımsız ve güvenceli olmadığı bir yerde, hukukun üstünlüğü sözde kalır, demokrasi içi boş bir söyleme dönüşür. Özgürlük mücadelesi, ancak etik bir duruşla sürdürülebilir.