Kitap hakkında
Zeynep Arasan'ın *Parya*'sı, sessizliğin içinde patlayan bir çığlık gibi. Harman yerinde unutulmuş bir avuç buğday tanesi misali, hayatın kıyısına savrulmuş bir varoluşun hikâyesi. Gecenin karanlığında, kibrit alevi gibi titreşen bir ağıt saklı cebinde; uykusuz gözlerle izlenen yıldızlar kadar yalnız ve keskin. Meşenin gölgesine sığınmış neşen, aslında ne kadar azını taşıdığını fark ettirir sana. Göründüğünden çok daha fazlasısındır belki de, kim bilir?
Şehrin kenar mahallelerinde, tükürülüp atılmış bir lokma gibi itilip kakılan, ama yine de susmayan bir ses *Parya*. Mantığın eridiği o ince çizgide, yeni bir güneş doğacakmış gibi umut eder. Bildiklerini unutmanı ister; çünkü yağmur geliyor. Yağmur, belki de arınmanın, belki de boğulmanın habercisi. *Parya*, umutla koma arasında sallanan bir yürektir. Düşüncelerinle hesaplaşacağın, kelimelerin gölgesinde kaybolacağın bir yolculuk.
Şehrin kenar mahallelerinde, tükürülüp atılmış bir lokma gibi itilip kakılan, ama yine de susmayan bir ses *Parya*. Mantığın eridiği o ince çizgide, yeni bir güneş doğacakmış gibi umut eder. Bildiklerini unutmanı ister; çünkü yağmur geliyor. Yağmur, belki de arınmanın, belki de boğulmanın habercisi. *Parya*, umutla koma arasında sallanan bir yürektir. Düşüncelerinle hesaplaşacağın, kelimelerin gölgesinde kaybolacağın bir yolculuk.