Kitap hakkında
Geçmişin fotoğraflarını bir bir ateşe vermişti; yalnızca bir tanesine kıyamamış, gizlice saklamıştı. Oysa onu da yakmalıydı belki, çünkü her bakışında içindeki yangın yeniden alevleniyordu. Yılların sessizliği, inatla taşınan bir yüktü aslında. Kimse anlamadı, kimse sormadı; herkes suskunluğunu kabullenmişliğe yordu. Oysa o sessizlik, kırık düşlerin üzerine vurulmuş paslı bir kilit gibiydi. Kilitlemek kolaydı, açmaksa imkânsız. Söylemek istediği her şey, dudaklarında donup kalmıştı.
Sonbaharın rüzgârı nasıl akçaağacın yapraklarını savurursa, o da içine gömdüğü umutları öylece savurmuştu. Bir daha gün yüzüne çıkarmadan, paslı kilidin ardına hapsettiği hayaller, sevdiğinin saçları gibi dağılıp gidiyordu. Sert esen rüzgâra direnemeyen yapraklar misali, kaldırımlara dökülüyor, kararan taşların üzerinde kayboluyordu. Zalim rüzgâr ne isterse onu yapıyor, savurduğu her şeyi istediği yere fırlatıyordu.
Sonbaharın rüzgârı nasıl akçaağacın yapraklarını savurursa, o da içine gömdüğü umutları öylece savurmuştu. Bir daha gün yüzüne çıkarmadan, paslı kilidin ardına hapsettiği hayaller, sevdiğinin saçları gibi dağılıp gidiyordu. Sert esen rüzgâra direnemeyen yapraklar misali, kaldırımlara dökülüyor, kararan taşların üzerinde kayboluyordu. Zalim rüzgâr ne isterse onu yapıyor, savurduğu her şeyi istediği yere fırlatıyordu.