Kitap hakkında
12. yüzyılın mistik şairi Feridüddin Attar’ın yaşamına odaklanan bu roman, bir ustanın kaleminden çıkmış gibi görünen hayali mektuplar aracılığıyla ilerliyor. Yazar, Attar’ın düşüncelerini, iç hesaplaşmalarını ve dönemin toplumsal çalkantılarını, onun ağzından aktarmayı seçmiş. Her bir sayfa, bir bilgenin suskunluğunu değil, yaşadığı çağın gürültüsü içinde kendi sesini bulma çabasını yansıtıyor. Tasavvufun derin sularında gezinirken bile ayakları yere basan bir anlatıyla karşılaşıyorsunuz; ne soyut bir övgü ne de didaktik bir ders var burada. Sadece bir insanın, kendi doğrularını sorgularken attığı adımların izini sürüyor, onunla birlikte tereddüt ediyor, şüphe ediyor ve bazen de umutlanıyorsunuz. Dönemin İran coğrafyası, inançların çatıştığı bir arena olarak değil, insanların günlük hayatlarını sürdürdüğü gerçek bir mekan olarak resmedilmiş. Attar’ın eserlerine duyulan hayranlık, bu romanda bir kahraman.