Kitap hakkında
Söz, varlığın ilk kaynağıdır. Adlandırılmamış olan, bizim için yok hükmündedir. Eski çağların evren tasavvurları, her şeyin sözle başladığını söylerdi; çünkü bir şeyi isimlendirmek, onu evrensel bir bütüne bağlamak demektir. Oysa bugün kullandığımız dil, bir zamanlar bütüncül bir mitolojinin parçasıyken, artık günlük hayatın pratik ihtiyaçlarına hizmet eden, dağılmış bir mozaik gibidir. Sözün özü, parçalanmışlıktan kurtulup yeniden bütünleşme arzusudur. Tıpkı bir efsanede anlatılan, karanlıkta birbirini arayan yılan parçaları gibi, dil de kopuk parçalarını birleştirerek anlamın peşinde kıvranır. Modern yaşamın parçaladığı sözcükler, aslında eksikliğini hissettikleri o ilk bütünlüğe ulaşma çabasındadır. Dilin canlılığı, bu sonsuz bağlanma ve yeniden doğma isteğinden beslenir.