Kitap hakkında
19. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ikinci yarısına uzanan dönemde yazılmış tarihî romanlar, genellikle yazarların yaşamları ya da belirli dönemlerin edebî özellikleri üzerinden ele alınırken, İstanbul’un bu eserlerdeki yeri çoğu zaman yan karaktere indirgenmişti. Oysa şehrin kendisi, anlatılan hikâyelerin ayrılmaz bir parçasıydı; sokakları, semtleri, tarihi ve kültürel dokusuyla romana sinmiş, ancak bu yönüyle sistematik bir incelemeye tabi tutulmamıştı. İsmail Karaca’nın çalışması, bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. 1871’de Ahmet Mithat’ın *Yeniçeriler* romanıyla başlayan ve 1986’ya kadar uzanan yüz on beş yıllık süreçte kaleme alınmış popüler tarihî romanları mercek altına alarak, İstanbul’un bu eserlerde nasıl bir zemin, nasıl bir atmosfer, hatta kimi zaman nasıl bir karakter olarak kurgulandığını ortaya koyuyor. Şehrin geçmişine dair izler, yazarların hayal gücüyle nasıl harmanlandığı, hangi detayların.