Kitap hakkında
Mardin’in taş sokaklarında bir sessizlik çökmüş gibi. Komşular, bir zamanlar çınlayan avlularını geride bırakıp uzaklaşıyor; valizlerinde yalnızca acı bir hatıra, tepsilerinde ise yarım kalmış çöreklerin kokusu. Sabro Teyze’nin penceresinden artık neşeli bir esinti gelmiyor, oyuncaklar kırık dökük, kapılar kilitli. Hezekiel ile Ayno’nun düğünü bile bu gidişin gölgesinde kalıyor. David’in dükkânında bilezikler tozlanıyor, Gabriel’in dudaklarından dökülen ilahiler hüzünle titriyor. Şehir, kendi fotoğrafını çekiyor sanki; kale dibinde kuruyan bir fidan gibi, kök salamadan solup gidiyor.
Şilan Avcı, bu dokunaklı öyküde Mardin’in ruhunu, kaybolan bir aşkın izleriyle buluşturuyor. İlk kitabının devamı niteliğinde olsa da, *Roni* kendi başına da derin bir yolculuk. İki avlu, iki inanç, tek bir yürek... Kimsenin fark etmediği, taşların arasına sıkışmış bu aşk, aslında herkesin hikâyesi.
Şilan Avcı, bu dokunaklı öyküde Mardin’in ruhunu, kaybolan bir aşkın izleriyle buluşturuyor. İlk kitabının devamı niteliğinde olsa da, *Roni* kendi başına da derin bir yolculuk. İki avlu, iki inanç, tek bir yürek... Kimsenin fark etmediği, taşların arasına sıkışmış bu aşk, aslında herkesin hikâyesi.