Kitap hakkında
Türküler, bir halkın sesidir; acısını, sevincini, direnişini ve umudunu taşıyan en saf ifade biçimidir. Ancak bu sesi layıkıyla duyurabilmek, yalnızca gönülden gelen bir tutkuyla değil, disiplinli bir eğitimle, derin bir müzik bilgisiyle ve en önemlisi, sözün ruhuna saygı duymakla mümkün olur. Ruhi Su, bu gerçeği sadece şarkılarında değil, yaşamında da somutlaştıran nadir sanatçılardan biriydi. Onun için müzik, ezgilerden ibaret değildi; bir duruştu, bir duruşun ifadesiydi. Toplumsal hafızayı koruyan, adaletsizliğe başkaldıran ve insana dair her şeyi kucaklayan bir dildi.
Bu kitap, Ruhi Su’nun türkülerinin ardındaki hikâyeleri, müziğe bakışını ve sanatını şekillendiren koşulları mercek altına alıyor. Halkın sözünü, bestesini ve ruhunu nasıl yücelttiğini, bir sanatçının sorumluluğunun nerelere uzandığını gözler önüne seriyor. 475 sayfada, sadece bir müzisyenin değil, bir dönemin ve bir coğrafyanın sesine kulak veriyor.
Bu kitap, Ruhi Su’nun türkülerinin ardındaki hikâyeleri, müziğe bakışını ve sanatını şekillendiren koşulları mercek altına alıyor. Halkın sözünü, bestesini ve ruhunu nasıl yücelttiğini, bir sanatçının sorumluluğunun nerelere uzandığını gözler önüne seriyor. 475 sayfada, sadece bir müzisyenin değil, bir dönemin ve bir coğrafyanın sesine kulak veriyor.