Kitap hakkında
1913’te yazılan bu şiir, hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir İstanbul manzarası çiziyor. Yazar, rüyasında karşılaştığı üç katlı köprüyle sarsılır; üstünde kaynaşan kalabalık, alt katlarında hızla akan trenler, arabalar... Bu, sadece bir kent tasviri değil, geleceğe dair bir düş: fabrikalarla dolu, on milyon insanın yaşadığı, tembelliğin ve karamsarlığın unutulduğu bir cennet. Döneminde benzerlerinden ayrılan eser, İslam medeniyetinin ilerlemesi için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini, ayrıntılı ve cesur bir dille anlatıyor. Okuyucuyu, bu ideal topluma ulaşma arzusuyla baş başa bırakırken, ütopik bir vizyonun da kapılarını aralıyor. Edebiyatımızda ütopya türünün ilk örneklerinden biri olarak, hem hayal gücünün hem de toplumsal dönüşüm özleminin izlerini taşıyor.