Kitap hakkında
Nigar Hanım’ın kaleminden dökülenler, yüreğin en gizli köşelerine dokunan bir fısıltı gibi. *Safahat-ı Kalp*, aşkın, özlemin ve iç hesaplaşmaların labirentlerinde kaybolan bir ruhun izlerini sürüyor. Mektupların samimiyetine sığınmadan, doğrudan kalbin atışlarına kulak veriyor; sevgiyi, arzuyu ve dostluğu, bazen örtük, bazen apaçık bir dille sorguluyor. Tasavvufun derinliklerinden süzülen mistik bir hava, sayfalar arasında dolaşırken, yazarın sesi bir o kadar yakın, bir o kadar uzakta.
1901’de ilk kez basıldığında, edebiyat dünyasına "kadın kaleminden çıkmış eşsiz bir eser" diye selamlanan bu roman, yıllar sonra hâlâ taptaze. İbrahim Hilmi Çığıraçan’ın önsözünde vurguladığı gibi, sadece bir aşk hikâyesi değil, kadının duygularını cesaretle haykırdığı, zamanın ötesine uzanan bir anıt. Bugün yeniden okurla buluşan *Safahat-ı Kalp*, sessiz çığlıkların, bastırılmış hislerin ve özgürleşme arzusunun izini sürüyor.
1901’de ilk kez basıldığında, edebiyat dünyasına "kadın kaleminden çıkmış eşsiz bir eser" diye selamlanan bu roman, yıllar sonra hâlâ taptaze. İbrahim Hilmi Çığıraçan’ın önsözünde vurguladığı gibi, sadece bir aşk hikâyesi değil, kadının duygularını cesaretle haykırdığı, zamanın ötesine uzanan bir anıt. Bugün yeniden okurla buluşan *Safahat-ı Kalp*, sessiz çığlıkların, bastırılmış hislerin ve özgürleşme arzusunun izini sürüyor.