Kitap hakkında
Toplum olarak şiddete karşı yıllardır mücadele ediyor, yasaları güçlendiriyor, koruma mekanizmaları kuruyoruz. Ne var ki istatistikler umutlarımızı boşa çıkarıyor; şiddet, eğitim ve refah seviyesindeki artışa rağmen azalmak bir yana, daha da yaygınlaşıyor. Hatta eğitimli kesimlerde bile hızla tırmanıyor. Batı ülkelerinde de durum farklı değil; örnek aldığımız Finlandiya gibi ülkeler kadın cinayetlerinde üst sıralarda yer alıyor. Sözlüklerde cinsiyetçi kelimeleri ayıklarken, şiddet evrensel bir dile dönüşüyor. İnsanlık kavramına sığınarak ortak değerler yaratmaya çalışsak da, bu kavramın bile artık ahlaki bir dayanak olmaktan çıktığını görüyoruz. İnsan, birey, kadın, erkek gibi terimler kendi başlarına bir anlam taşımıyor; ancak bir değerle ilişkilendirildiğinde anlam kazanıyorlar. Peki, bu değerler nereye kayboldu?