Kitap hakkında
Sinan Demir, dur durak bilmeyen bir yaratıcılıkla dolu: tiyatro sahnelerinde başrol oynarken, yeni bir dergi için kolları sıvarken ya da bir kitap üzerinde çalışırken hep aynı coşkuyu taşıyor. Okumayı, yazmayı, üretmeyi hayatının merkezine koymuş biri olarak, satırlarında Tolstoy’un derinliğini, Çehov’un inceliğini ve özellikle Ahmed Arif’in tutkulu yankılarını hissettiriyor. "Şairin Güz Notları", onun şiirle olan iç hesaplaşmasının izlerini sürüyor. "Hıçkırık Defteri"nde olduğu gibi, burada da yapmacık duygusallıklara yer yok; sadece çırılçıplak bir yürek, sarhoş edici aşk acıları ve günahla dans eden bir ruh var. Henüz ikinci kitabında olmasına rağmen, kendine özgü bir ses yakalamış; sevda ile yoğrulmuş, terk edilişlerin acısını yüreğinde taşıyan bir âşık olarak çıkıyor karşımıza. Sayfaları çevirdiğinizde, sonbaharın hüznünü bahara dönüştüren bir şairle karşılaşıyorsunuz: Sinan Demir.